Kurdela kesmeden önce

Kurdela kesmeden önce


İnsanların hayattan beklentileri doğrultusunda ilerlemek istedikleri bir yol vardır. Tabiki bu yolda ilerler iken maddi bir kazanç sağlamalı, yoluna sağlam adımlar ile devam etmelidir. Ya bir yerde çalışmalı, kazancını böyle sağlamalı ya da kendi ayakları üzerinde durmayı denemeli kendi işletmesini kurmaldır.

Ticarette ilerlemek teorik olarak çok basit gibi görünse de pratikte çok engebeli bir yoldur. Ticarette ilerleyebilmenin altın kuralları ise reklam yapmak, ismini duyurmak, kaliteni korumak, müşteri memnuniyetini sağlamak, akılda kalıcılığı arttırmak, uygun fiyatlar sunmak gibi farklı kriterlerden oluşur. Bu kriterlerin hepsi bir anda oluşmaz. Zaman gerektiren olaylardır. Tıpkı yeni doğan çocuğun önce emeklemesi, sonra yürümesi, sonra da koşması, büyüyünce de arabaya binip her yere çok hızlı gitmesi gibi...

Bazen olaylar o kadar ters ilerler ki çocuk yürümeye başlamadan bacakları kırılır bir daha yürüyemeyecek hale gelir. Bunun sebepleri ise plansız hareket etmekten, insanlara fazla güvenmekten ve herşeyi oluruna bırakmaktan kaynaklanır.

Ticarete girecek iseniz güzel bir başlangıç yapmanız gerekir. Başlangıç yapmadan önce herşeyi planlamalı, bu planı zamana yaymalıdır insan. Bütçe güzel hesaplanmalı, asla veresiye iş yapılmamalıdır. En küçük detaylar bile defalarca düşünülmeli, her zaman için bir "b planı" olmalıdır.

Bütün bütçe bu işe yatırıl-ma-malı kıyıda köşede bekleyen, sizi zor durumdan kurtarabilecek bir miktar birikiminiz olmalıdır. Eğer elinizdeki tüm varlığı yeni açacağınız işletmeye gömmeyi planlıyorsanız; size bunun büyük bir hata olacağını söylemek isterim. Eğer tüm masrafları düştükten sonra elinizde birşey kalmıyor ise biraz daha birikim yapmalı bu yola öyle çıkmalısınz. Size bunu 14 yıldır yaptığım gözlemlere ve kendi geçmişimdeki acı tecrübelerime dayanarak söylüyorum.

Eğer; organizasyon şirketi, mütahit, cast ajans gibi işi telefondan halleden bir işletme iseniz, işletmenizi açacağınız konumun neredeyse hiç önemi yok. Ya da imalat atölyesi, depo gibi sadece bir noktaya hizmet sunan yerlerin bulunduğu konum sorun olmuyor. En ücra köşelerde olmalarına rağmen canavar gibi işler yapabiliyorlar. Fakat parakende satış yapan bir işletme açıcak iseniz, bulunduğunuz konum hayati derecede önem taşıyor. İnsanların yürüyerek geçtiği işlek bir yol üzerinde değilseniz ozaman müşteri çekmek için biraz daha fazla uğraşmanız gerekiyor. Eğer arka sokaklarda kalıcaksanız ve müşteri çekmek için uğraşmazsanız kısa bir süre sonra iflas bayrağını çekersiniz.

ARKA SOKAKLAR


Konu ile alakası olmasa da başlık bana bir dizi filmi hatırlattı. :) Arka sokaklar bu dizideki gibi tehlikeli yerler oluyor. Şöyle bir örnekle konunun önemini anlatayım. 24 saat boyunca insanların bulunduğu, İstanbuldaki İstiklal caddesini herkes bilir. İstiklal caddesinin İzmir versiyonu Alsancak Kıbrıs Şehitleri caddesidir. Bu caddede Alsancak limanına doğru ilerler iseniz, limana yaklaştıkça, insan sayısının azaldığını görürsünüz. Böyle tenha yerlerde açılan mağaza ve dükkanlar kısa bir süre sonra kapanıyor. Çünkü o taraflara yeteri kadar müşteri gelmiyor. Bu bahsettiğim bölgede koskoca Leman cafe bile takla oldu.

Kıbrıs Şehitleri caddesinin en işlek günlerinde bile yanındaki sokaklar sadece orada oturanların geçeceği yerlerdir. Mesela kıbrıs şehitleri caddesinin yan sokağı olan 1456 sokakta bir dükkan var. 2015 yılında aynı dükkanda 3 defa açılış organizasyonu yaptım. Önce cep telefoncusu, sonra battalbey en son elektrikçi açılışı yaptım. En uzun ömürlü de elektrikçi çıktı. Bu sokakta bazı yerleri mal sahibi kendisi işletiyor. O yüzden yıllardır aynı yerde aynı dükkan hayatta kalmayı başarabiliyor. Bu konuyu fazla uzatmayacağım. Umarım anlatabilmişimdir. İşletmenin stratejik konumu en önemli konudur.

Nerede olursanız olun, insanların işletmenizden haberdar olması için yapmanız gereken belli başlı işlemler var. Günümüzde uygulanan, reklam bisikleti, canlı reklam, sosyal medya reklamları gibi farklı teknikler var. Bir diğer yöntem ise anons aracı kullanmak. Aslında bu reklam tekniklerinin en meşhuru, hepimizin bildiği broşür dağıtma yöntemidir.

Broşür dağıtma işlemini de bilinçli yapmak gerekiyor. Siz bir kadına "erkek takım elbise" broşürünü verirseniz, hiç bir faydası olmaz. Yada 50 yaşındaki adama güzellik salonu broşürünü verirseniz, adam broşürdeki kadın resimlerine bakıp, broşürü yere atacak ve yoluna devam edecektir. Buna dikkat etmek gerekir. Kendi düşünceme göre bilinçli dağıtıldığı zaman broşürün yerini hiçbirşey tutamaz. Cep telefonlarınuza sizin isteğiniz olmadan gönderilen reklam mesajları da broşür ile aynı etkiyi yaratmaktadır.

İnsanlar biraz birikimleri olunca bir işletme kurmak ve kazanç sağlamak istiyor. Bu normal bişey. Ama çoğu genç arkadaş yatırımlarını plansız ve bilinçsiz bir şekilde yapyor. Bu yüzden fazla yol gidemiyor ve hayal kırıklığına uğrayıp üzülüyor. Burada sizler ile kendi tecrübelerimi, yıllardır yaptığım gözlemleri paylaştım. Amacım insanlar üzülmesin. Umarım faydasını görürsünüz.

Kendinize iyi bakın.
Tanımadığınız bir dost...
(Sihirbaz Hades)

25.02.2018